Aşk(Kusursuz Teslimiyet) & Sevgi(Bencillik)

Bu yazının altında mükemmel olmak ve mükemmele ulaşmak arasındaki farkı müzik üzerinden anlatan güzel bir video göreceksiniz. Ve bence bu sadece müzik için geçerli bir olay değil. Yani videoda ki insani kusurları içeren şeyleri daha çok sevmemizdeki gerçek.

Örneğin aynı durum aşk için de geçerli. İnsanların aşk diye yaşadığı aslında sevgi ve bu sevginin miktarı büyüdükçe bizim ona verdiğimiz isim aşk. Gerçekte ise aşk kusursuz bir hedef ki bence biz bu kusursuz hedefin kendini değil bu hedefe ulaşmak isterken yaptığımız hataları ve bu hataları tekrar yapmamak için gösterdiğimiz çabaları seviyoruz.

Şunu biliyoruz ki mükemmel hedef olan aşk koşulsuz teslimiyet gerektiriyor. Ancak yine hepimiz şunu kabul ederiz ki içimizde bu teslimiyeti engelleyen bencilliklerimiz bulunmakta. Yine de bu bencilliklerimizi en az seviyeye indirgeyebildiğimizde yaşadığımız sevgi daha değerli ve aşka yakın olmakta.

Not: Sevgili Barış Özcan’ın buna benzer güzel başka videolar da içeren youtube sayfasını takip etmenizi şiddetle öneririm. ( https://www.youtube.com/user/b31416/ )

Reklamlar

Korsan Gazeteciliğe Son mu Dediniz?

Bu yazı içerik hırsızlığı iddiası ile 1 Ekim 2012 tarihinde yayınlanmış olan bu ( http://www.korsangazeteciligeson.com/ ) sitedeki bildiri ile alakalıdır. Bildiriye imza atmış gazeteler gazetelerinde yayınlanmış hiçbir materyalin kendilerinden başkası tarafından kullanılmamasını talep etmekte. Öncelikle bu yazının tamamını okumanızı öneriyorum ve bireysel olarak bu gazetelerimize birkaç şey sormak istiyorum.

“Yeri geldiğinde gördüğünüz her yazıyı her bilgi kırıntısını kullanan gazetelerin bu kaynaklar ile yaptıkları haberin alıntılanmasını dahi yasaklamasını esefle kınıyorum.

Devletin size verdiği Basın Kartı’nı ve Ücretsiz Seyahat Kartlarını sadece kendiniz para kazanasınız diye verdiğini mi sanıyorsunuz. Bir haberin tamamının izinsiz kullanımının önüne geçmenin gerektiğine katılsam dahi sizin alıntıya bile izin vermeyen tavrınız son derece yanlıştır.

Her şey bir yana bu bildiriyi gazetecilik adına yapmanız beni son derece üzdü. Bundan sonra ne gazetelerinizi okumamı bekleyin ne de bizim sosyal medyada paylaştığımız yazılarımızı kullanın. Kendinize haber yapmak için kendi cebinizden parasını ödeyeceğiniz başka kaynaklar bulun. Ve bir an önce devletten almış olduğunuz basın kartlarını, Ücretsiz seyahat kartlarını teslim edin.

Yayınladığınız bildiride gerekli düzenlemeler yapılana kadar bildiriyi yayınlayan bütün gazetelere karşı tavrım aynı şekilde devam edecektir. Belki siz sosyal medyayı küçümsüyorsunuz ama bireysel olarak yapılan bu protestonun sadece benimle kalacağını düşünmeniz yapabileceğiniz en büyük hata olacaktır.

Dürüst yayınlar diliyorum.

Hakan ARIN”


Dip Not:

Bugün(02/10/2012) on5yirmi5.com sitesine açıklamalarda() bulunan Bilişim Uzmanı Avukat Gökhan Ahi’nin dikkat çektiği bir kanunu hatırlatmak isterim. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 36.Maddesi Aşağıdadır:

“Madde 36 – Basın Kanununun 15 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak üzere basın veya radyo tarafından umuma yayılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir.

    Gazete veya dergilerde çıkan içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere mütaallik makale ve fıkraların iktibas hakkı sarahaten mahfuz tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer gazete ve dergiler tarafından alınması ve radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması serbesttir. İktibas hakkı mahfuz tutulsa bile sözü geçen makale ve fıkraların kısaltılarak basın özetleri şeklinde alınması, radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması caizdir.

    Bütün bu hallerde, iktibas edilen gazete, dergi ve ajansın ve eğer bunlar da başka bir kaynaktan alınmışlarsa o kaynağın adı, tarih ve sayısından başka makale sahiplerinin adı, müstear adı veya alameti zikredilmek icabeder.”

Bu maddeden de anlaşılacağı üzere Korsan Gazeteciliği Son bildirisinde denildiği gibi Haber’in tüm hakkı bize aitti hiçbir kısmı kullanılamaz tabirinin ne kadar yanlış olduğu ve bu söylemin ne kadar hukuksuz olduğu ortadadır. Zira bu kanundan da anlaşılacağı üzere devlet basın ve yayın organlarına haberleri vatandaşlara ulaştırmak üzere belli haklar ve imtiyazlar verdiği için bu haberlerin makul bir kısmının alıntı şeklinde yayınlanabilmesini kanun ile garanti altına almaktadır.

on5yirmi5.com sitesinin dipnot’ta alıntıladığım ilgili haberine buradan( http://www.on5yirmi5.com/genc/haber.105035/haberin-kaynagi-belirtilirse-alinti-serbesttir.html ) ulaşabilirsiniz.

Akıllı Telefon Casusluğu

Akıllı telefonlar gün geçtikçe daha da akıllanıyor ama kimin için?

Bizim için diyebilirsiniz ancak bize yardımcı olması amacıyla özellikleri gün geçtikçe geliştirilen akıllı telefonlar aynı hızla geleceğin hatta belki bu günün bile casus cihazları olarak da yerlerini sağlamlaştırıyor. Günümüzde iPhone 4S ve Galax S3 gibi telefonlarda gördüğümüz sesli asistan telefon üzerinden sizi dinleyip konuşmanızı merkezi bir sunucuda analiz ederek size istediğiniz cevapları verebiliyor. Peki bunu gün boyunca sizin istediğiniz dışında yapmadığının garantisi var mı?

Aynı zamanda Galaxy S3’ün kitap okuma gibi işlerde telefon ekranının kilitlenmemesi için ortaya koyduğu özellik olan kameranın sizin gözünüzü takip etmesi ve açık bir şekilde ekrana bakıp bakmadığınızı algılaması özelliğinin sizin istediğiniz dışında çalışmadığının garantisi var mı? Bu sayede kameranın sürekli açık kalması gerektiğini unutmamamız gerekir.

Yine benzer şekilde Akıllı telefonlarda hayatımızı kolaylaştıracak ancak güvenlik kaygıları taşımamızı gerektirecek bir diğer özellik ise NFC veya Samsung’un kullanımını daha da kolaylaştırdığı hali ile S Beam teknolojisini sayabiliriz. Bu özellik ile birbirine yaklaştırdığınız iki telefon arasında hızlı veri iletişimi sağlayabiliyorsunuz. Ancak yine bu özellik yüzünden telefonunuz ile yakınından geçtiğiniz ortamlarda telefonunuzun içindeki bilgilerin kopyalanamayacağının garantisi bulunmamakta.

Şimdi diyebilirsiniz ki tüm bu faydalı özellikler bizim için sunuluyor bunda ne var? Bunların hepsi bizim yaşamımızı kolaylaştırmak için geliştirilen özellikler değil mi? Bu teknolojilerin bize yardımcı olduğu konusunda ki söylemlere katılabilirim. Her gün çeşitli sorular sorduğum ve yardım aldığım, her türlü bilgimi paylaştığım asistanım ancak arkadaşım ise ona güvenebilirim peki başkaları tarafından üretilen ve idame ettirilen bir yazılıma ne kadar güvenebilirim?

Gerçi akıllı telefonların kullanımında gün boyu internet kullanımının artması ile zaten tüm bu ihtimaller daha da artmaya başladı. Peki biz bunun için ne yaparız ve paranoyak bir biçimde yaşayabilir miyiz?

Hayır paranoyak olunarak yaşamaya imkan yoktur. Ya hayatımızı anonim bir biçimde yaşayıp gerçek kimliğimizi hiçbir ortamda paylaşmayacağız ya da teknoloji üretenlere bu gibi teknolojiler için açık kaynak kullanımı konusunda zorunlu tutacağız. Yani casus olarak kullanılabilecek teknolojilerin patentleri üretici firmalarda kalabilir ama ürünlerin çalışma şekli tamamen topluma açık olmak zorundadır. Belki üretici firmalar başta buna yanaşmayacaklardır ancak ülke yönetimleri bu konuda zorlayıcı makamlar olduğu için ellerinden başka bir şey gelmeyecektir.

İyi ama zaten devletler kendi elleri ile casusluk yapmıyor mu diye bilirsiniz. Bir çok devlet ilk başta buna yanaşmayacaktır. O yüzden tüm bu değişiklikler için önce toplumun bilinçlenmesi gerekmektedir. Yeterli bir bilinç ve birlik oluşturulduğu zaman bu birlik ile ülke yönetimlerine gerekli baskılar kurulabilir. Ülkeler nezdinde oluşturulacak bu baskı sayesinde de ise üreticilerin üzerinde gerekli şeffaflık baskası kurulabilecektir.

Bir gün tüm bu isteklerimin gerçekleşmesi dileğiyle güvenle kalın. 🙂

Kişisel Bilgilerin Korunması mı?

Gizlilik meselesi günümüzün en çok konuşulan olayı ama aynı zamanda en az dikkat edilen meselesi. Zira Google’ın gizlilik sözleşmesinin( http://www.google.com/policies/ ) konuşulduğu şu sıralar kişilerin bilgilerinin her hangi bir yerde kayıt edilmediğine ve takip edilmediğine inanması amiyane tabiri ile saflıktan başka bir şey değildir. ( Bknz. http://www.trthaber.com/haber/yasam/twitterda-ne-yazdiginiza-dikkat-edin-26600.html )

O zaman sorun ne? Sorun bilgilerinizin kimin elinde kaydedildiğinde. Amerika zaten bunu uzunca zamandır yapıyor. Microsoft ürünlerini kullanmaya başladığımızdan beri var olan bir şey aslında bu. Ülkeler büyük bilişim firmaları ile bunu hep yapıyorlar.

Şöyle ki Yandex’in bile bu kadar hızlı büyümesi aklıma başka bir neden getirmiyor. Teknoloji savaşlarının bir ayağı da bilgi ayağı. Daima en büyük ülkeler kendi bilişim şirketlerini teşvik edip kurulmasını sağlıyorlar. Bunun örneklerini aşağıda ki dünyanın en büyük üç ülkesinde rahatça görebilirsiniz.

Amerika: Google (Arama Motoru)
Çin: Baidu (Arama Motoru)
Rusya: Yandex (Arama Motoru)

Bu isimi geçen firmalar ise bunun en büyük göstergeleri. Şu konuda emin olabilirsiniz ki bu firmaların bir şekilde doğdukları ülkeler ile güçlü bağları var. Yoksa kişilerin bu kadar bilgilerine erişebilen firmaların doğdukları ülkeye bu bilgileri gerektiğinde vermediğini düşünmeleri çok mantıklı bir hareket olmayacaktır.

Peki madem bu kadar sıkı bir biçimde kıskaca alınmış durumdayız o zaman ne yapacağız?

Elbetteki soldaki resimde gördüğünüz gibi bireysel gizliliği sağlamak mümkün değildir. Bireysel olarak yapacaklarımız yaşam tarzımızın internet üzerinde yasıması ile alakalı şeyler olacaktır. Teknolojinin zirvede olduğu günümüzde bilişimden kaçmanın imkanı yok. Ancak yaşam tarzımızı rahatlıkla günümüze uydurabiliriz. Örneğin paylaşım sitelerinin zirvede olduğu günümüzde paylaşmaktan kaçamayız ama neyi paylaşacağımızı belirleyebiliriz ve paylaştıklarımız bu noktada çok fazla önem kazanmakta. Gerçi bu biraz da bizim neleri özel neleri genel gördüğümüz ile alakalı. Ancak şunu unutmamak gerekli ki gizliliği paylaşım sitelerinin ayarları ile değil kendi seçimlerimiz ile sağlamalıyız.

Örneğin çalışan bir insan olarak işimiz ile alakalı yaptığımız eğitim toplantılarını, genel eğlence gezilerini ve seminer gibi etkinlikler ile alakalı herhangi bir paylaşım bizim bilgi dünyasında ki yansımamız olacaktır. Bunları bence paylaşmakta hiçbir mahsur olmamakla birlikte iş geleceğimiz ile faydalı bile olabilmektedir.

Tabi birde paylaşmamamız gerekenler ciddi olarak üzerinde durmamız gereken şeylerdir. Örneğin katılım yaptığımız ama genel bir topluluk için yapılmayan ve genel olarak duyurulmayan hiçbir etkinlik ile alakalı paylaşımda bulunmamalıyız. Bu her ne kadar bizim için sorun olmasa bile ikinci şahısların da gizliliğinin bizim elimizde olduğunu anlamamız ve buna göre davranmamız için güzel bir örnektir.

Ayrıca kimi insan için doğum günü, evlilik yıldönümü gibi zamanlar kişisel olabilmekte ama kimisi içinde bir gizlilik içermemekte. Bunu belirlemek başta söylediğim gibi tamamen bizim elimizde. Tabi eğer bu doğum günü veya evlilik yıldönümü bize ait ise bu konuda yapacağımız bizi bağlamakta. Yine üçüncü şahısların yaptıklarını paylaşmak eğer izin verilmediyse aslında bizim yapmamamız gereken bir hareketdir.

Kişisel olarak yapılabilecek ve yapılamayacaklar detaylandırılabilir ama sonuçta burada dikkat etmemiz gereken 3.şahısların gizliliğinin kendi elimiz ile yok edilmemesidir.

Peki bu konuda ülke bazında neler yapılabilir? Aslında şu anda bunun en güzel örneğini bence Rusya sergilemekte. Yandex gerçekten büyük bir hız ile hayatımıza girmeye başladı. Hatta Google’ın Street View hizmetinin bir benzerini ülkemizde Google’dan önce faliyete geçirdi bile. Peki bunları Yandex bizim hayrımıza mı yaptı? ( Bknz. http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/717265-mitten-yandex-alarmi )


Elbette ki devletler tek başına hiçbir firmaya uzun süreli destek veremezler. Bu nedenle bu firmaların kendi ayakları üzerinde de durabilmeleri gerekmekte. Bunun için de bu firmaların diğer rakipleri ile ticari olarak rekabet edebilir olmaları gerekmekte. Yine söylediğim gibi bunu pratik olarak Yandex hizmetlerinde görebilmekteyiz.

Türkiye ise bu konuda tam anlamıyla sınıfta kalmıştır. Bırakın kendi hizmetlerini kurmayı, kaçınması gereken şey olan büyük ülkelerin firmalarının hizmetlerinden devlet eliyle yararlanmakta. Tabi bu konuda hiçbir şey yapılmadığını söylemek doğru olmaz ancak yapılanların büyük çoğunluğu ya bireysel çabalar ile başlayıp hüsranla sonuçlanmış (Bknz. Hakia Arama Motoru) ya da devlet eliyle başlamış ama yönetim sıkıntılarından dolayı bir sonuç elde edilememiş (Bknz. Pardus İşletim Sistemi).

Sonuç olarak ister bireysel önlemler alalım ister ülke olarak önlemler alalım değişmeyen bir şey var ki o da bilgi dünyasından yaptığımız her şey bir şekilde kataloglanmaktadır. Yani bunu başka devletler yapamasa bile kendi devletiniz yapacaktır. O nedenle yaşam tarzımızı bu duruma göre ayarlamamız gerekmektedir.

HTML5 ve Adobe Flash 11

HTML5 geleceğin teknolojisi derken. Apple cihazlarında Flash istemediğini belirtip bir kenara iterken Adobe Flash 11 Sürümü ile beraber muhteşem bir dönüş yaptı.

Daha fazla donanim destekli çalışma ve geliştirilmiş 3D performansı ile Adobe, Flash’ın bir kez daha vazgeçilemez olduğunu bizlere gösterdi. Doğrusu uzun zamandır gelmeyen resmi 64bit desteğinden dolayı Adobe gibi büyük bir firmaya bende kızgındım ancak çıkardığı bu sürüm ile kendisini affettirecek gibi görünüyor.

Teknoloji ve Minimalizm!

Bu iki kavramın birlikteliği günümüz bilişim dünyasında başarının anahtarı konumunda. Zira günümüzde artık teknolojiyi takip etmeyi ve üretmeyi bırakın hakkıyla kullanmak bile marifet haline geldi.
Örneğin bir zamanın meşhur mesajlaşma programı olan ICQ bir çok zor işi yerine getirebilirken MSN Messenger programı ICQ‘nun yanında çok basit kalıyordu. Ancak bu dez avantaj olarak görülebilecek durum aynı zamanda temel kullanıcı kitlesi için gerçekten idealdi. Hatırlarsınız ki(ben bu geçiş dönemini yaşamıştım) bir çok teknoloji meraklısı ve bilişimci ICQ hesaplarının yanında program olarak MSN Messenger‘ı başarılı görmese de ulaştığı kitle nedeniyle kullanmak zorunda kalmıştı.

Benzer şekilde Yahoo gibi arama motorları piyasanın hakimi iken Google son derece hoş ve minimalist bir arama sayfası ile karşımıza çıktı ve insanların gönlünü kazandı.

Kısacası Google yaptığı birçok işe minimalist tasarımlar ile yaklaştığı için bulunduğu konuma geldi. Zaten söylediğim gibi teknoloji dünyasının genel anahtarı haline geldi minimalizm. Şu anda ise Facebook ya da Google+ hangisi geleceğin sosyal ortamı olacak bunu tartışmaktayız. Ancak geçmişin tecrübeleri bize şunu göstermekte ki Google+, Google ürünlerinin sağladığı işlevsellik ve bütünlük sayesinde minimalist tasarımının da getirmiş olduğu avantaj ile öne çıkmış görünüyor.

Rakamlar her zaman aldatıcı olabilir. Google+ hızlı giriş yaptı ancak hız kesti diye düşünebilirsiniz. Eğer bu durumda olan Google değil herhangi başka bir marka olsa “hız kesti acaba!” diye düşünebilirsiniz.

Ancak şunu biliyoruz ki Google Wave tecrübesinden çok ders aldı ve bir kez kaybetiği minimalist yaklaşımın nelere mal olabileceğini gördü. Google+‘ı tasarlarken birçok tecrübeyi göz önüne aldı. Basitçe bakarsak bile, yorum yapmayı ve yeniden paylaşmayı engelleme, yazılan hatalı ve yahut güncellenecek bir mesajı yeniden düzenleme, Yayınlanacak mesajı en başından istenilen grup için yayınlayarak alakasız ve güven duymayacağınız kişilerin görmesini engellemesini sağlamak gibi özellikler Facebook‘un Google+ çıkana kadar aklanın bile ucundan geçmiyordu.

Benim açımdan Google+ sosyal ağ meselesine şu an için damgasını vurmuş ve gerektiği hızda ve kararlılıkta devam etmektedir. Yakında Facebook‘un bir zamanlar google’da çalışan bir Türk’ün önderliğinde gerçekleşen bir sosyal ağ projesi olan Orkut‘un düştüğü hatalara düşeceğine adım gibi eminim. Şu andaki yönetim ve kullanıcısını umursamaz tavrı bunu apaçık ortaya koymakta.

Microsoft ve Dokunmatik Ekranlar

Microsoft’un dokunmatik ekran için en çok çabaladığı işletim sistemi olan Windows 8’in geliştirici sürümünü buradan ( http://msdn.microsoft.com/en-us/windows/home/ ) indirime sunuldu. İndirilerin içerisinde ARM işlemciler için geliştirilmesi devam eden sürüm bulunmamakta.

Henüz sadece x86 ve x64 sürümleri mevcut. ARM’nin de destekleneceği Windows 8 sürümü sanırım hâlâ ciddi eksikler barındırıyor ki Build etkinliğine yetiştirilemedi.

Güncel bir konu Toplantı ve Gösteri yürüyüşleri hakkında Anayasamız ne diyor?

Öncelikle Toplantı ve Gösteri yürüyüşleri ile ilgili Anayasa maddemize bir bakalım:

B. TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME HAKKI

Madde 34 – Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Şehir düzeninin bozulmasını önlemek amacıyla yetkili idarî merci, gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergâhi tespit edebilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Kanunun gösterdiği yetkili merci, kamu düzenini ciddi şekilde bozacak olayların çıkması veya milli güvenlik gereklerinin ihlâl edilmesi veya Cumhuriyetin ana niteliklerini yoketme amacını güden fiillerin işlenmesinin kuvvetle muhtemel bulunması halinde belirli bir toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayabilir veya iki ayı aşmamak üzere erteleyebilir. Kanun, aynı sebeplere dayalı olarak bir il’e bağlı ilçelerde bütün toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanmasını öngördüğü hallerde bu süre üç ayı geçemez.

Dernekler, vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler.

[Not: Anayasa metninin tamamını burada( http://www.tbmm.gov.tr/anayasa.htm ) bulabilirsiniz. ]

Şimdide yorumumuzu yapalım:

İnsanlar kendilerine verilen hakları hep sınırsız zannetmektedirler. Halbuki herkesin özgürlükleri ve hakları bir başkasınınkini kısıtlamaya başladığı zaman biter veya sınırlandırılır.

Anayasanın bu maddesi de tam bu çerçevede çok güzel bir biçimde düzenlenmiştir.

Ancak bu maddeye tüm kelimelerine dikkat ederek bakmak gerekir. Aynı bir kuran ayetinde olduğu gibi eğer sadece “Namaza yaklaşmayın” kısmını okursanız yanlış bir sonuca varırsınız. Bu yazının bir de önünü ve arkasını okumak lazımdır. Eğer böyle yaparsanız “İçkiliyken Namaza yaklaşmayın” kısmını göreceksiniz ve olayın aslına vakıf olacaksınız.

Şimdi gelelim Gösteri ve Yürüyüş kavramlarının anlamlarına.

Gösteri: Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat.

Yürüyüş: Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme.

Bu iki açıklama da tdk’nın sözlüğünden alınmıştır.

Peki bizim birkaç gündür televizyonlarda izlediğimiz protesto diye adlandırılan ama protesto ile alakası bile olmayan, bir saldırı içeren eylemlere baktığımızda acaba şekil ve uygulanış itibarı ile Anayasa’mızın hangi maddesi dikkate alınmıştır.

Hiçbiri!

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.

Birkaç saattir Facebook ve diğer sosyal ağlarda 2010 Referandum Sonuçları ardından anlamsız paylaşımlar görüyorum. Şöyle ki sanki referandum da Atatürk’ü oylamışız gibi davranılıyor. Unutuluyor ki Atatürk bu ülkenin ileri gitmesi için yapılması gereken devrimleri yapmıştır.

Atatürk’ün söylediği gibi “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesini benimsiyor isek ve Devrimlerine inanıyor isek şu anda çıkan sonuç tamda olmasını beklediği doğrultudadır.

Ha! Sonuç Atatürk’ün beğeneceği gibi bir sonuç değil diye düşünüyorsanız eğer, Hem Atatürk’den, Hem Kendinizden, Hem de Milletinizden şüpheniz vardır o zaman.

Sizleri bilmem ama Benim ne Atatürk’ten, ne kendimden ne de Milletim’den yana hiçbir şüphem yok.

Yeni Aldığınız Bilgisayarda Kullanmayacağınız Windows İçin Para Vermek Zorunda Değilsiniz!

Ülkemizde satılan bilgisayarların %99′unda windows işletim sistemi sistemin olmazsa olmaz bir parçası olmadığı halde zorunlu olarak geliyor.


Halbuki kullanabileceğimiz Pardus, Ubuntu gibi ücretsiz alternatifler mevcut. Öyle ise bu durumda ne yapabiliriz ki?


Cevabımız aslında bir mahkeme kararında saklı. Av. Nihad KARSLI bu konuda örnek bir dava açmış ve davayı kazanmıştır. Peki hepimiz aynı şekilde mi davranmalıyız, elbette ki hayır.


Bu konuda izlenecek yollar için Bahri Meriç CANLI öncülüğünde ve www.pardus-linux.org üyesi baDibere ve zubak nick’li üyelerinde yardımıyla ( www.mecburdegilsiniz.com ) isimli bir site halkı bilinçlendirmek için açılmış durumda. Bu konuda kendilerine çok teşekkür ediyorum.


Eğer yeni alacağınız bilgisayarlarınızda Windows kullanmak istemiyor iseniz yapmanız gerekenleri bu ( www.mecburdegilsiniz.com ) site vasıtasıyla öğrenebilirsiniz.