Kişisel Bilgilerin Korunması mı?

Gizlilik meselesi günümüzün en çok konuşulan olayı ama aynı zamanda en az dikkat edilen meselesi. Zira Google’ın gizlilik sözleşmesinin( http://www.google.com/policies/ ) konuşulduğu şu sıralar kişilerin bilgilerinin her hangi bir yerde kayıt edilmediğine ve takip edilmediğine inanması amiyane tabiri ile saflıktan başka bir şey değildir. ( Bknz. http://www.trthaber.com/haber/yasam/twitterda-ne-yazdiginiza-dikkat-edin-26600.html )

O zaman sorun ne? Sorun bilgilerinizin kimin elinde kaydedildiğinde. Amerika zaten bunu uzunca zamandır yapıyor. Microsoft ürünlerini kullanmaya başladığımızdan beri var olan bir şey aslında bu. Ülkeler büyük bilişim firmaları ile bunu hep yapıyorlar.

Şöyle ki Yandex’in bile bu kadar hızlı büyümesi aklıma başka bir neden getirmiyor. Teknoloji savaşlarının bir ayağı da bilgi ayağı. Daima en büyük ülkeler kendi bilişim şirketlerini teşvik edip kurulmasını sağlıyorlar. Bunun örneklerini aşağıda ki dünyanın en büyük üç ülkesinde rahatça görebilirsiniz.

Amerika: Google (Arama Motoru)
Çin: Baidu (Arama Motoru)
Rusya: Yandex (Arama Motoru)

Bu isimi geçen firmalar ise bunun en büyük göstergeleri. Şu konuda emin olabilirsiniz ki bu firmaların bir şekilde doğdukları ülkeler ile güçlü bağları var. Yoksa kişilerin bu kadar bilgilerine erişebilen firmaların doğdukları ülkeye bu bilgileri gerektiğinde vermediğini düşünmeleri çok mantıklı bir hareket olmayacaktır.

Peki madem bu kadar sıkı bir biçimde kıskaca alınmış durumdayız o zaman ne yapacağız?

Elbetteki soldaki resimde gördüğünüz gibi bireysel gizliliği sağlamak mümkün değildir. Bireysel olarak yapacaklarımız yaşam tarzımızın internet üzerinde yasıması ile alakalı şeyler olacaktır. Teknolojinin zirvede olduğu günümüzde bilişimden kaçmanın imkanı yok. Ancak yaşam tarzımızı rahatlıkla günümüze uydurabiliriz. Örneğin paylaşım sitelerinin zirvede olduğu günümüzde paylaşmaktan kaçamayız ama neyi paylaşacağımızı belirleyebiliriz ve paylaştıklarımız bu noktada çok fazla önem kazanmakta. Gerçi bu biraz da bizim neleri özel neleri genel gördüğümüz ile alakalı. Ancak şunu unutmamak gerekli ki gizliliği paylaşım sitelerinin ayarları ile değil kendi seçimlerimiz ile sağlamalıyız.

Örneğin çalışan bir insan olarak işimiz ile alakalı yaptığımız eğitim toplantılarını, genel eğlence gezilerini ve seminer gibi etkinlikler ile alakalı herhangi bir paylaşım bizim bilgi dünyasında ki yansımamız olacaktır. Bunları bence paylaşmakta hiçbir mahsur olmamakla birlikte iş geleceğimiz ile faydalı bile olabilmektedir.

Tabi birde paylaşmamamız gerekenler ciddi olarak üzerinde durmamız gereken şeylerdir. Örneğin katılım yaptığımız ama genel bir topluluk için yapılmayan ve genel olarak duyurulmayan hiçbir etkinlik ile alakalı paylaşımda bulunmamalıyız. Bu her ne kadar bizim için sorun olmasa bile ikinci şahısların da gizliliğinin bizim elimizde olduğunu anlamamız ve buna göre davranmamız için güzel bir örnektir.

Ayrıca kimi insan için doğum günü, evlilik yıldönümü gibi zamanlar kişisel olabilmekte ama kimisi içinde bir gizlilik içermemekte. Bunu belirlemek başta söylediğim gibi tamamen bizim elimizde. Tabi eğer bu doğum günü veya evlilik yıldönümü bize ait ise bu konuda yapacağımız bizi bağlamakta. Yine üçüncü şahısların yaptıklarını paylaşmak eğer izin verilmediyse aslında bizim yapmamamız gereken bir hareketdir.

Kişisel olarak yapılabilecek ve yapılamayacaklar detaylandırılabilir ama sonuçta burada dikkat etmemiz gereken 3.şahısların gizliliğinin kendi elimiz ile yok edilmemesidir.

Peki bu konuda ülke bazında neler yapılabilir? Aslında şu anda bunun en güzel örneğini bence Rusya sergilemekte. Yandex gerçekten büyük bir hız ile hayatımıza girmeye başladı. Hatta Google’ın Street View hizmetinin bir benzerini ülkemizde Google’dan önce faliyete geçirdi bile. Peki bunları Yandex bizim hayrımıza mı yaptı? ( Bknz. http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/717265-mitten-yandex-alarmi )


Elbette ki devletler tek başına hiçbir firmaya uzun süreli destek veremezler. Bu nedenle bu firmaların kendi ayakları üzerinde de durabilmeleri gerekmekte. Bunun için de bu firmaların diğer rakipleri ile ticari olarak rekabet edebilir olmaları gerekmekte. Yine söylediğim gibi bunu pratik olarak Yandex hizmetlerinde görebilmekteyiz.

Türkiye ise bu konuda tam anlamıyla sınıfta kalmıştır. Bırakın kendi hizmetlerini kurmayı, kaçınması gereken şey olan büyük ülkelerin firmalarının hizmetlerinden devlet eliyle yararlanmakta. Tabi bu konuda hiçbir şey yapılmadığını söylemek doğru olmaz ancak yapılanların büyük çoğunluğu ya bireysel çabalar ile başlayıp hüsranla sonuçlanmış (Bknz. Hakia Arama Motoru) ya da devlet eliyle başlamış ama yönetim sıkıntılarından dolayı bir sonuç elde edilememiş (Bknz. Pardus İşletim Sistemi).

Sonuç olarak ister bireysel önlemler alalım ister ülke olarak önlemler alalım değişmeyen bir şey var ki o da bilgi dünyasından yaptığımız her şey bir şekilde kataloglanmaktadır. Yani bunu başka devletler yapamasa bile kendi devletiniz yapacaktır. O nedenle yaşam tarzımızı bu duruma göre ayarlamamız gerekmektedir.

Teknoloji ve Minimalizm!

Bu iki kavramın birlikteliği günümüz bilişim dünyasında başarının anahtarı konumunda. Zira günümüzde artık teknolojiyi takip etmeyi ve üretmeyi bırakın hakkıyla kullanmak bile marifet haline geldi.
Örneğin bir zamanın meşhur mesajlaşma programı olan ICQ bir çok zor işi yerine getirebilirken MSN Messenger programı ICQ‘nun yanında çok basit kalıyordu. Ancak bu dez avantaj olarak görülebilecek durum aynı zamanda temel kullanıcı kitlesi için gerçekten idealdi. Hatırlarsınız ki(ben bu geçiş dönemini yaşamıştım) bir çok teknoloji meraklısı ve bilişimci ICQ hesaplarının yanında program olarak MSN Messenger‘ı başarılı görmese de ulaştığı kitle nedeniyle kullanmak zorunda kalmıştı.

Benzer şekilde Yahoo gibi arama motorları piyasanın hakimi iken Google son derece hoş ve minimalist bir arama sayfası ile karşımıza çıktı ve insanların gönlünü kazandı.

Kısacası Google yaptığı birçok işe minimalist tasarımlar ile yaklaştığı için bulunduğu konuma geldi. Zaten söylediğim gibi teknoloji dünyasının genel anahtarı haline geldi minimalizm. Şu anda ise Facebook ya da Google+ hangisi geleceğin sosyal ortamı olacak bunu tartışmaktayız. Ancak geçmişin tecrübeleri bize şunu göstermekte ki Google+, Google ürünlerinin sağladığı işlevsellik ve bütünlük sayesinde minimalist tasarımının da getirmiş olduğu avantaj ile öne çıkmış görünüyor.

Rakamlar her zaman aldatıcı olabilir. Google+ hızlı giriş yaptı ancak hız kesti diye düşünebilirsiniz. Eğer bu durumda olan Google değil herhangi başka bir marka olsa “hız kesti acaba!” diye düşünebilirsiniz.

Ancak şunu biliyoruz ki Google Wave tecrübesinden çok ders aldı ve bir kez kaybetiği minimalist yaklaşımın nelere mal olabileceğini gördü. Google+‘ı tasarlarken birçok tecrübeyi göz önüne aldı. Basitçe bakarsak bile, yorum yapmayı ve yeniden paylaşmayı engelleme, yazılan hatalı ve yahut güncellenecek bir mesajı yeniden düzenleme, Yayınlanacak mesajı en başından istenilen grup için yayınlayarak alakasız ve güven duymayacağınız kişilerin görmesini engellemesini sağlamak gibi özellikler Facebook‘un Google+ çıkana kadar aklanın bile ucundan geçmiyordu.

Benim açımdan Google+ sosyal ağ meselesine şu an için damgasını vurmuş ve gerektiği hızda ve kararlılıkta devam etmektedir. Yakında Facebook‘un bir zamanlar google’da çalışan bir Türk’ün önderliğinde gerçekleşen bir sosyal ağ projesi olan Orkut‘un düştüğü hatalara düşeceğine adım gibi eminim. Şu andaki yönetim ve kullanıcısını umursamaz tavrı bunu apaçık ortaya koymakta.